Atatürk Üniversitesi Haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Atatürk Üniversitesi Haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Nisan 2012 Çarşamba

BESYO, Palandöken’de ‘Kar Şenlikleri’ düzenledi

___
Atatürk Üniversitesi 55. Yıl Sosyal etkinlikleri kapsamında Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu tarafından bu yıl ilki gerçekleştirilen “Kar Şenlikleri” Palandöken Kayak Merkezi’nde yapıldı.
Faaliyet içerisinde Akademik ve İdari personel arasında kadınlar ve erkekler kategorilerinde Büyük Slalom Yarışması düzenlendi.
Yarışmada akademik ve idari personel Yrd. Doç. Dr. Nurcan Demirel, Yrd. Doç. Dr. Dursun Katkat, Yrd. Doç. Dr. S. Erim Erhan, Yrd. Doç. Dr. Yunus Öztaşyonar derece elde ettiler.
Öğrenci grubunda ise Hilal Albayrak, Gülsüm Sunar, Duygu Candemir, Ömer Çakır, Konuray Taşköprülü, Yusuf Güder ilk üçe girmeyi başardılar.
Dereceye girenlere ödülleri Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokul Müdürü Prof. Dr. M. Sait Keleş tarafından verildi.
Kar Şenlikleri Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Öğretim Elemanları ve Milli Sporcular tarafından meşaleli gece kayağı gösterisi ile tamamlandı..
BESYO Müdürü Keleş, “Bu yıl ilki düzenlenen ‘Kar Şenliklerinin’ gelecek yıllarda tüm üniversiteyi kapsayacak bir organizasyon olması için gayret göstereceklerini” söyledi.
HABER MERKEZİ

Erzurum, Erzincan ve Bayburt’ta geleneksel-modern değerler ekseninde, halkın nerede olduğu bilimsel yöntemle tespit edildi

__
Araştırmada ortaya çıkan sonuç: ‘Erzurum, Erzincan ve Bayburt’ta, insanlar, gelenekseli yaşasa da modern olana da eğilim göstermektedir. Buna göre, bölgede uygulanacak kalkınma projelerinde insanların geleneksel oldukları, ancak moderne de açık oldukları bilinerek hareket edilmelidir.’

Atatürk Üniversitesi Toplumsal Araştırmalar ve Uygulama Araştırma Merkezi tarafından Edebiyat Fakültesi öğretim üyeleri Doç. Dr. Yıldız Akpolat ve Yrd. Doç. Dr. Nuray Karaca tarafından yürütülen ve birçok kuruluşun destek verdiği proje çalışmasının alan araştırması Erzurum, Erzincan ve Bayburt illeri kapsamında, toplam 32 ilçe ve bu ilçelere bağlı 61 köyde, 18 anketör tarafından yapıldı.
Akpolat ve Karaca, Kültür Merkezi’nde düzenledikleri toplantıda, elde edilen sonuçları kamuoyuyla paylaştılar. Araştırmada ortaya çıkan sonuçlardan bazıları şöyle: Erzurum, Erzincan, Bayburt sıralaması ile modern değer yönelimi olan kişisel başarıya odaklanma ve işin başarısını ön palana çıkarma oranı gittikçe düşmektedir. Bu da şehrin gelişmişliği ile modernliğe yönelme arasında ilişki olduğunu bize göstermektedir. Dünyanın geleceğine dair karamsarlık tutumu Erzincan, Erzurum, Bayburt sıralaması itibariyle azalmaktadır. Bayburt, Erzincan, Erzurum sıralaması itibariyle militer eğilimler azalmaktadır. Bilginin kötülükle mücadele aracı olması konusundaki pozitivist tutuma katılım oranı Bayburt, Erzincan, Erzurum sıralaması itibariyle azalmaktadır.
Etnisite
Kürt nüfus: Hemşericilik, çocuklar sadece kendi eğitimleri ile meşgul olmalı konusundaki eğilim, yeniliklere karşı daha şüpheci olma, bilgi ile konforlu yaşam arasında kurulan bağ itibariyle katılım, daha fazla para kazanma arzusu, büyük şehre çocuklarının eğitimi için göç etme arzusu, dünyanın düzeninin değişmeyeceğine dair karamsarlık, parasız hiçbir şeyin olmayacağına dair inanış, efendiliğin mülk sahipliği ile mümkün olduğu, kendi kanından olana güvenme eğilimi. Türk nüfus: Pazar ekonomisine yatkınlık, din ve devleti ikiz görme oranı, insanın hamurunda kötülük olduğuna dair inanç daha fazladır. Zaza nüfus: Bireyin dahil olduğu yerel-biz grubunun çıkarını önemseme konusundaki eğilim, büyük şehre çocuklarının eğitimi için göç etme arzusu, devletin,toplumun direği olduğuna dair tutumu, hukuka verilen önem oranı daha fazladır.
Mezhepler
Aleviler: Toplumsal rollerde yaygınlık, evin geçiminden tüm bireyleri sorumlu görmek, anneyi evin direği olarak görmek, paranın helal olanını istemek, bireysel yeteneklere önem vermek, daha fazladır. Ülkenin geleceği konusunda daha iyimser,dünyanın geleceği konusunda daha karamsardırlar. Hanefiler: Toplum içinde dinsel kuruma, eğitime, devlet kurumuna daha fazla önem vermektedirler. Şafiler: Toplumsal rollerde uzmanlaşma konusunda daha ketumlar. Anneyi daha fazla aile üyelerinin hizmetlisi olarak görmektedirler. İsrafa daha fazla karşıdırlar. Kendi kanından olana daha fazla güvenmektedirler.
Cinsiyet
Erkekler: Demokrasiye daha fazla inanmakta, bilinmeyenden daha fazla endişe etmekte, daha fazla para kazanmak istemekte, daha fazla militer, kişisel çıkarı daha fazla ötelemektedirler. Kadınlar: Ailenin her üyesinin evde kendi işini görmesini daha fazla istemektedirler. Daha fazla kadercidirler. Kadınlar, yenilikler konusunda daha cesurken,erkekler yeniliklerden daha fazla çekinmektedir.
Öneriler
Bu çalışma Kuzeydoğu Anadolu Bölgesinde belirlenen örneklem üzerine sosyo-demografik, ekonomik ve kültürel eksende önemli bir veri kaynağı olarak, söz konusu bölgeye ve bölge insanına dair yapılacak yeni araştırma ve projelerde dikkate alınması son derece önemlidir. Bölge insanının geleneksel değerleri muhafaza etmekten yana tavır sergilemesi değişime kapalı oldukları anlamına gelmemelidir. Modern değerlerin günlük hayatta uygulanması, bu değerleri olumlu bir tutuma dönüştürmektedir.
Teknolojik gelişmeleri günlük yaşamda kullanma rahatlığı teknik değişime daha kolay bir uyum sürecini beraberinde getirmiştir. Bu nedenle teknolojik değişimlerin bölge insanının yaşamını kolaylaştırması geleceğe dair beslediği umutsuzluğu azaltacağı dikkate alınmalıdır. Teknik değişimin yanında kültürel değişim daha yavaştır. Sosyo-kültürel değişimde değişimi sağlayan en önemli araçlar iletişim kanallarıdır.
Bu kanalların doğru kullanılması bölge insanının yapılan çalışmalara yönelik olumsuz bir tutum takınmasını engelleyecektir. Bu nedenle yapılan çalışmalarda uygulanan insandan çok uygulayıcının yaklaşımı önemlidir. Eldeki veriler göstermektedir ki, bölge insanının düşünülenin aksine, muhafazakar, tutucu ve geleneksel bir insan modelinin karşısında değişimden yana rasyonel ve modern değerleri beraberinde taşımaktadır. Bu durum toplumumuza özgü modernleşmenin bir sonucudur.
Bu nedenle yapılacak yeni çalışmaların bölge insanını daha iyi tanıyan sivil toplum kuruluşları ile uygulayıcı akademisyenlerle işbirliği içerisinde gerçekleşmesi önceden var olan ön yargıları ortadan kaldırarak bizi daha fazla objektif sonuçlara ulaştıracaktır.
Demokrasi adına geçirdiğimiz tarihsel süreç ve günümüz demokratik uygulamaları, yerelliği, farklılığı yok sayma yerine bunun kültürel farklılık olarak yaşanmasını bir söylem haline getirmiştir.Bu söylemin örneklem kitlesinde yaşanılan bir olgu haline geldiği dikkat çekicidir. Bulundukları konumdan memnun olmayan bölge insanı bunu değiştirmekten yana bir tavır sergilemektedir. Etnik yapıya bağlı olarak bu Kürtlerde para ile Türklerde eğitim ile gerçekleşeceğine dair bir kanaati barındırmaktadır. Bu kanaat ekonomi ve eğitim ekseninde devlet merkezli bir kalkınma sürecini beraberinde getirmektedir.
Bölge insanının göç etmesini engellemek için daha fazla istihdam yaratılmalıdır. Coğrafi koşullar nedeni ile özel girişimciliğin gelişmediği bu nedenle bireyci bir teşebbüs ruhundan çok devlet merkezli bir yaklaşım hakimdir. Devletin, köylüyü kalkındırma programı içinde yaptığı yatırımların, köylü tarafından doğru işletilmesi ve bunun denetimi olmadığı takdirde hem devletin hem köylünün zarar göreceği aşikardır. Bu konuda insanımızın bilinçlendirilmesi son derece önemlidir.
Köylünün pazara yönelik mal üretmemesi ya da üretilen mal için pazar bulunamaması ciddi bir handikaptır. Böyle bir durumda yöre insanına geçimlik ekonominin hakim olması kaçınılmazdır. Bu sürecin aşılması birey-devlet, özel girişimci-devlet ilişki sürecinde güçlendirilmesini gerektirmektedir. Bölge insanında kimseye muhtaç olmadan kendi emeği ile,ayaklarının üstünde durmak insan onurunun korunması ile paraleldir.
Bu düşüncenin izdüşümü olarak insanımız, iyi bir gelecek ancak iyi bir ülke ile mümkündür inancına sahiptir. Yakın gelecek içinde ülke adına iyimser düşüncelere haiz olan bu insanların olumsuz koşullarını kısmen de olsa değiştirmek onlara yarınları vermek olduğu unutulmamalıdır.
HABER MERKEZİ

22 Mart 2012 Perşembe

Yrd. Doç. Dr. Asaf Özkan, Oltu’nun kurtuluş öyküsünü anlattı



Atatürk Üniversitesi Oltu Meslek Yüksek Okulu Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Asaf Özkan tarihi geçmişi yaklaşık üç bin yıl öncesine dayanan Oltu ve çevresinin Malazgirt Savaşı’ndan sonra Türkler tarafından ele geçirildiğin ve o tarihten beri Türk varlığının güçlü bir parçası olarak varlığını sürdürdüğünü söyledi.
Oltu’nun düşman işgalinden kurtuluş yıl dönümü nedeniyle yüksek okuldu bir konferans veren Özkan, Osmanlı hakimiyetine girdikten sonra Oltu’nun ilk defa 1877-1878 Osmanlı Rus Harbi’nden sonra Rus işgaline maruz kaldığını anlattı.
“Oltu ve çevresi bu tarihten itibaren 1918 yılına kadar 40 yıl Rus işgalinde kalmıştır” diyen Özkan, şöyle devam etti:
“Bu arada 1914 yılında I. Dünya Savaşı başlamış ve Osmanlı Devleti de Almanya ile birlikte bu savaşa dahil olmuştu. Başlayan savaş Elviye-i Selase ve Oltu halkı için ümit kaynağı olmuşsa da yaşanan Sarıkamış başarısızlığı bu ümidin kısa sürede sönmesine neden olmuştu. Ancak savaşın sonlarına doğru Şubat ve Ekim 1917’de Rusya’da çıkan ihtilallerin sonucunda Çarlık Rusya’nın yıkılması ve Bolşeviklerin iktidara gelmesiyle Ruslar Anadolu topraklarını boşaltmaya başladılar. Bu arada Kars’ta kurulmuş olan Kars Gizli İslam Komitesi ve bunun Oltu Şubesi olarak kurulan Oltu İslam Komitesi bölgede Rus silahları ile katliamlara girişen Ermenilere karşı bölge halkının teşkilatlanmasını sağladı. Buna rağmen, Ermeniler Oltu ve çevresinde birçok köyde katliamlara giriştiler. Ermeni katliamlarını engellemek isteyen Osmanlı Ordusu 1918’in başlarında ileri harekatla 3 Mart’ta Aşkale’yi 12 Mart’ta Erzurum’u ve 25 Mart 1918’de de Oltu’yu 40 yıllık esaretten kurtardı.”
Kars Milli İslam Şurası
Elviye-i Selase ve Oltu halkının kurtuluş sevincinin uzun sürmediğini, 30 Ekim 1918’de Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında yapılan Mondros Mütarekesi ile Elviye-i Selase bölgesinin tekrar boşaltılmak zorunda kalındığını ifade eden Özkan, konuşmasın şöyle tamamladı:
“Mütareke hükümlerini kabul etmek istemeyen Elviye-i Selase halkı ilk Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti olmak üzere Kars Milli İslam Şurası’nı kurmuşlardır. Daha sonra bu şura hükümeti 13 Ocak 1919’da Cenub-i Garbi Kafkas Hükümeti adını almıştır. Ancak 13 Nisan 1919’da İngilizlerin Karsı işgal etmeleri ve Cenub-i Garbi Kafkas Hükümetini dağıtmaları üzerine Oltu’da Yusuf Ziya Bey’in başkanlığında Oltu İslam Şurası kurulmuştur. Oltu İslam Şurası Mayıs 1919’dan 17 Mayıs 1920’ye kadar Oltu’yu yönetmiştir. Bu süreç içerisinde Oltu’da herhangi bir Ermeni katliamına izin verilmemiştir. 1920 başlarında İstanbul’da yeniden açılacak Meclis-i Mebusan’a Oltu İslam Şurası Rüstem Bey ve Yasin (Haşimoğlu) Beyleri Oltu mebusu olarak seçmişlerdir. Ancak 16 Mart 1920’de İstanbul’un İtilaf Devletleri tarafından işgali ve Meclis-i Mebusan’ın dağıtılması üzerine Yasin (Haşimoğlu) Bey Ankara’da açılan TBMM’ye katılmak üzere Ankara’ya gitmiş ve 17 Mayıs 1920’de TBMM’de yaptığı konuşma ile Oltu Anavatana katılmıştır. Böylece 40 yıl Rus işgalinde 2 yıl da anavatandan ayrı olarak varlık mücadelesi veren Oltu anavatana katılmış oluyordu. Bu tarihten sonra başlatılan Doğu Harekatının sonucunda Ermenilerle yapıla 3 Aralık 1920 tarihli Gümrü, Ruslarla yapılan 16 Mart 1921 tarihli Moskova ve Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan’la yapılan 13 Ekim 1921 tarihli Kars Antlaşmaları ile Türkiye’nin Doğu sınırı bir daha değişmemek üzere çizilmiştir.”
HABER MERKEZİ

21 Mart 2012 Çarşamba

Narman MYO’nda, ‘Proje hazırlama ve proje yönetme eğitimi’...



Atatürk Üniversitesi Narman Meslek Yüksekokulu’nda Avrupa Birliği fonlarının kullanımıyla ilgili öğrencilere ‘Proje hazırlama ve proje yönetme eğitimi’ verildi.
NMYO’nda gerçekleştirilen eğitim programının açılış konuşmasını yapan Okul Müdürü Pof. Dr. Metin Turan, Narman Meslek Yüksek Okulunda öğrenim gören öğrencilerin Avrupa Birliği’nin Gençlik Değişimleri ve Gençlik Girişimleri kapsamında sunduğu imkanlardan haberdar olmaları, bilgi birikimlerini ulusal düzeylerde olduğu kadar, uluslar arası düzeyde de paylaşarak kişisel donanımlarını ve tecrübelerini geliştirmelerinde tür programların önemli katkısı olduğunu belirtti.
Turan, Avrupa’daki farklı öğrenci grupları ile sosyal ve kültürel ağırlıklı bu tür faaliyetlerin bölgemizin ve ülkemizin tanınması yanında genç girişimcilik ruhu ve buna bağlı olarak Avrupa birliğinin bilimsel ve yatırım projelerinden yararlanma refleksleri açısından önemli katkılar sağlayacağını, belirtti.
Konuşmacı olarak Katılan Uğur Hasdemir ise, Gençlik Değişimleri ve Gençlik Girişimleri konularında proje hazırlama ve proje yönetim süreciyle ilgili eğitim verdi ve Mayıs 2012 çağrısı için Narman MYO yüksek Okulu öğrencileriyle birlikte iki ayrı programın proje çalışmasını başlattı.
HABER MERKEZİ

Atatürk Üniversitesi EMYO, şehit Mesut Kazancı’yı unutmadı






Hakkari`nin Çukurca ilçesinde bölücü terör örgütü mensuplarının hain saldırısında 19 Ekim 2011’de şehit düşen Erzurumlu Piyade Onbaşı Mesut Kazancı, mezun olduğu Atatürk Üniversitesi Erzurum Meslek Yüksek Okulu (EMYO) öğretim görevlileri ve öğrencileri tarafından unutulmadı.
Toplanan 35 bin TL’lik yardımın banka cüzdanı, şehidin babası Şevket Kazancı’ya, düzenlenen törenle teslim edildi. Kazancı’nın, EMYO’nun Muhasebe ve Vergi Uygulamaları Bölümü’nden mezun olduğu halde almadığı diploması ve öğrenci kimliği de yine babasına teslim edildi.
Atatürk Üniversitesi’nde, Rektör Prof. Dr. Hikmet Koçak`ın makamında düzenlenen törende, Erzurum Valisi Sebahattin Öztürk, 9. Kolordu Komutanı Korgeneral Kenan Hüsnüoğlu, İl Emniyet Müdürü H. Turgut Yıldız, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Samih Diyarbakır, Prof. Dr. Fahrettin Korkmaz, Prof. Dr. Sebahattin Tüzemen, EMYO Müdürü Prof. Dr. Yaşar Nuri Şahin, şehit onbaşı Mesut Kazancı’nın babası Şevket Kazancı hazır bulundu.
HABER MERKEZİ

19 Mart 2012 Pazartesi

Öğrenci Konseyi Çanakkale şehitlerini andı






Atatürk Üniversitesi Öğrenci Konseyi Çanakkale şehitlerini anma programı düzenledi.
Atatürk Üniversitesi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programı Rektör Prof. Dr. Hikmet Koçak, Erzurum Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muammer Yaylalı, Rektör Yardımcıları, Dekanlar, Vali Sebahattin Öztürk, şehir protokolü ve öğrenciler izledi.
Kuran-ı Kerim okunarak başlanılan programın açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Hikmet Koçak, programı düzenleyen Öğrenci Konseyi Başkanı Mesut Kasap ve ekibine teşekkür etti.
Türkiye’nin sahip olduğu coğrafyanın tarihsel olarak her zaman başka ulusların, özellikle emperyalist güçlerin ilgi ve saldırı odağı olduğunu anımsatarak, “Akif’in, Çanakkale Şehitleri şiirinde ifade ettiği gibi, yedi düvel birleşip, dünyanın diğer ucundan, nereye gittiğini dahi bilmeyen askerler gelip Çanakkale Savaşına katılmışlardır, bu çok ibret verici ve hüzün duyacağımız bir durumdur” diye konuştu.
Birinci Dünya Harbi’nde Osmanlı devletinin ve Türk askerinin sadece Çanakkale’de değil, Sarıkamış’tan, Tuna boylarına, Yemen’den Kafkasya’ya kadar, geniş bir coğrafyada düşmanlarıyla savaşmak durumunda kaldığını ifade eden Rektör Koçak, “Ağır bedeller ödenmiş ve bize emanet bırakılmış topraklar üzerinde yaşıyoruz. Atalarımıza layık insanlar olmak için daha çok gayret sarf etmeliyiz” dedi.
Erzurum Valisi Sebahattin Öztürk ise, günümüzde savaşların şeklinin değiştiğini, milletler arasındaki yarışın tüm dünya ile yapıldığını ifade ederek, “Vatan ve millet için daha çok çalışmak, daha çok üretmek, kendimizi daha çok geliştirmek zorundayız” değerlendirmesini yaptı.
Atatürk Üniversitesi öğrencileri tarafından hazırlanan anma gecesinde, şiir ve müzik dinletisinin yanı sıra bir de tiyatro oyunu sergilendi.
HABER MERKEZİ

12 Mart 2012 Pazartesi

Tıp ve Sağlık Bilimleri Eğitim Programları Kalite ve Akreditasyon Sempozyumu


Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen “Tıp ve Sağlık Bilimleri Eğitim Programları Kalite ve Akreditasyon Sempozyumu sona erdi. Sempozyumda Tıp ve Sağlık Bilimleri Eğitim Programları Kalite ve Akreditasyon pilot uygulamaları konusunda Atatürk Üniversitesi’nin imkanlarından yararlanılması kararlaştırıldı.
10-11 Mart 2012 tarihlerinde Atatürk Üniversitesi Kültür ve Gösteri Merkezi ve Mavi Salonda gerçekleştirilen sempozyuma yirmi dört kurum ve on üç sağlık mesleğinden 169 bilim insanı katıldı.
Sempozyumda, eğitim, kalite ve akreditasyonla ilintili kavramlar, ülkemizdeki tıp ve sağlık bilimleri eğitim programlarındaki güncel durum on konu başlığı altında ele alınarak değerlendirildi.
Paralel oturumlarla tıp ve sağlık bilimleri eğitimi açısından ülkemizin durumuna dair bir SWOT analizi, gerçekleştirildi ve genel grupta sunum ve tartışılma sağlandı.
Sempozyumda, farklı disiplinlerde eğitim standartlarının geliştirilmesi ve gelişmiş ülkelerle uyumlu hale getirilmesi konusunda çalışmalarını sürdüren ekiplere destek verilmesi de kararlaştırıldı.
Sempozyum sonuç açıklamasında, Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasında zaman kısıtlılığına da dikkat çekilerek, şu değerlendirmeler yapıldı:
“Öncelikle sempozyuma katılan ekibin bilgi, tecrübe ve motivasyonundan uzun ve kalıcı biçimde yararlanılacaktır. Tıp ve sağlık bilimleri eğitim programlarının dünyanın gelişmiş ülkeleriyle uyumunu sağlamak amacıyla, periyodik toplantılar yapılacaktır. Aynı konuda sürekliliğin sağlanması ve bilgi birikiminin kayıt altına alınması maksadıyla periyodik bir dergi çıkarılacak ve yayın faaliyetleri yürütülecektir. Çalışmalar sırasında pilot uygulamalar için Atatürk Üniversitesi’nin imkanlarından yararlanılacaktır.”
HABER MERKEZİ

Atatürk Üniversitesi spor takımları başarıdan başarıya koşuyor


Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu tarafından düzenlenen Üniversitelerarası spor yarışmalarında Atatürk Üniversitesi Spor Takımları elde ettikleri derecelerle adından söz ettirmeye devam ediyor.
Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu tarafından düzenlenen Üniversitelerarası spor yarışmaları Aralık 2011 de başladı. Atatürk Üniversitesi Spor Takımları, şu ana kadar katıldıkları tüm yarışmalarda derece elde ederek büyük bir başarı elde ettiler.
Takımların elde ettikleri başarılar şöyle:
6 – 10 Aralık 2011 tarihleri arasında Adana Çukurova Üniversitesi’nde yapılan 2. Lig Bayanlar Hentbol müsabakalarında Atatürk Üniversitesi Bayan Hentbol takımımız ikincilik elde ederek 1. lige yükseldi.
20 – 24 Aralık 2011 tarihleri arasında Artvin Çoruh Üniversitesi’nde yapılan 2. Lig Bayanlar Voleybol müsabakalarında Atatürk Üniversitesi Bayan Voleybol takımı birincilik elde ederek 1. lige yükseldi.
27 – 29 Şubat 2012 tarihleri arasında Kastamonu Ilgaz’da yapılan Kayaklı Koşu Türkiye Şampiyonasında Atatürk Üniversitesi takımı Erkeklerde Türkiye birincisi olurken bayanlarda Türkiye ikinciliğini kazanıp Atatürk Üniversitesi’ne iki kupa kazandırdılar.
1 – 3 Mart 2012 tarihleri arasında İstanbul Özyeğin Üniversitesi’nde yapılan Bilek Güreşi Türkiye Şampiyonasına ilk kez katılan Atatürk Üniversitesi Erkek Bilek Güreşi
Takımı Türkiye ikincisi olarak büyük bir başarı elde etti.
3 – 4 Mart 2012 tarihleri arasında Bursa Uludağ da yapılan Kayak Alp–Snowboard Türkiye şampiyonasında Atatürk Üniversitesi kayak takımı Erkeklerde Türkiye ikincisi olurken bayanlarda Türkiye üçüncülüğünü elde ettiler.
Atatürk Üniversitesi Spor Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. M. Suphi Özçomak, Üniversite yönetimi tarafından spora verilen desteğin artmasıyla başarının da arttığını ifade ederek, “Spor verilen destek devam ettiği sürece, Üniversitemizin adını sadece bilimde değil, spor alanında da duyurmaya devam edeceğiz” dedi.
Özçomak, özverili çalışmaları dolayısıyla Hentbol Takımı Antrenörleri Ali Erzurumluoğlu ve Nazım Saraçoğlu’na, Voleybol Bayan Takımı Antrenörleri Deniz İpekten ve Aytekin Gültekin’e, Kayaklı Koşu Antrenörü Hüseyin Öz’e, Bilek Güreşi Antrenör’ü Tuncay Başaran ve İdareci Erdoğan Tozoğlu’na, Kayak Alp – Snowboard Takım Antrenörleri Fatih Kıyıcı, Atakan Alaftargil ve Tuğrulhan Şam’a katkılarından dolayı teşekkür etti.
“Büyük başarılardan dolayı tüm antrenör hocalarımızı kutluyor ve başarılarının devamını diliyorum” diyen Özçomak, şunları kaydetti:
“Ayrıca büyük fedakarlık göstererek yarışmalara hazırlanan ve katılan tüm sporcularımızı elde ettikleri büyük başarılardan dolayı kutluyor ve başarılarının devamını diliyorum.”
HABER MERKEZİ

Ölen Milli kayakçı Aslı Nemutlu adına kardan anıt heykel yapıldı




Konaklı Kayak Merkezi’nde antreman sırasında geçirdiği kaza sonucu vefat eden milli kayakçı Aslı Nemutlu adına Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyeleri ve öğrencilerİ tarafından “Aslı Nemutlu Kardan Anıt Heykeli” yapıldı.
Güzel Sanatlar Heykel Bölümü Başkanı Doç. Dr. Mustafa Bulat, çalışmayı, Araş. Gör. Serap Bulat, Öğrt. Elemanı İlhan Kaya, Öğrt. Elmanı M. Hanifi Zengin ile Öğrenciler Çağlar Palta, Ozan Baycan ve Turgay Alkan ile birlikte, dört gün süren bir çalışma sonucu tamamladıklarını söyledi.
HABER MERKEZİ

2 Şubat 2012 Perşembe

Enstitülerde görev değişimi

Atatürk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsü’nde görev süreleri dolan müdürlerin yerine yeni atamalar yapıldı.

Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İsmail Ceylan’ın yerine, Prof. Dr. Yavuz Selim Sağlam atandı. Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğüne ise Prof. Dr. Ömer Akbulut’un yerine Prof. Dr. İhsan Efeoğlu’nun ataması yapıldı.

Her iki enstitüde düzenlenen törene katılan Rektör Prof. Dr. Hikmet Koçak, bugüne kadar yaptıkları hizmetler nedeniyle Ceylan ve Akbulut’a teşekkür etti ve birer plaket takdim etti.

HABER MERKEZİ

16 Ocak 2012 Pazartesi

A.Ü’den 500 Öğrenci ilk kez Sarıkamış’a gidip şehitleri ziyaret etti

_____
Atatürk Üniversitesi’nde okuyan 500 öğrenci üniversitenin tahsis ettiği araçlarla ilk kez Sarıkamış’a giderek şehitlikleri ziyaret ettiler.

Atatürk Üniversitesi Öğrenci Konseyi tarafından yapılan organizasyonla, Rektörlük’ün tahsis ettiği 10 araçla, önce Allahuekber Dağı’na, oradan da yürüyerek Sarıkamış Şehitliğine giden öğrencilere burada Sarıkamış Harekâtı ve sonuçlarıyla ilgili bilgiler de verildi.

Öğrenci Konseyi Başkanı Mesut Kasap ve Başkan Yardımcısı Sebahattin Tunç, götürdükleri Atatürk Üniversitesi öğrencilerinin bölgeyi ilk kez gördüklerini ve oldukça etkilendiklerini belirttiler.

Amaçlarının tarih bilinci oluşturmak ve yaşanmış büyük dramları ve kahramanlıkları yerinde görmek olduğunu vurgulayan Konsey Başkanı Kasap, şunları kaydetti:
“Modern yaşama biçimi, hayatın hızla akıp giden kurgusu, durup kendimize, kendi geçmişimize, atalarımızın bizlere, bu toprakları yurt olarak bırakırken verdikleri mücadeleye bakıp kıymetini anlamımıza adeta fırsat vermiyor. Sarıkamış Şehitlerini Anma Programı çerçevesinde öğrenci arkadaşlarımızın çağrımıza değer verip bu kışta kıyamette bizimle Allahuekber Dağlarına gelmeleri, Mehmetçiklerin orada yaşadıklarını yerinde görmemiz, o yüce ruhlu insanları daha iyi anlamamıza ve toprağın nasıl vatan olduğunu kavramımıza, büyük katkıları oldu. Yurt için, Türk milleti için yapılan fedakârlığı ve bunun önemini bu ziyaretle daha bir kavradık. Tüm şehitlerimizin aziz ruhları önünde bir kere daha eğiliyor ve onların torunu olmaktan gurur duyuyoruz.”

HABER MERKEZİ

4 Ocak 2012 Çarşamba

Yüksek Okuldan Narman halkına posterli sunum

Atatürk Üniversitesi Narman Meslek Yüksek Okulu Muhasebe ve Vergi Bölümü Öğretim Üyeleri Yrd. Doç. Dr. Serap Bedir ve Uzm. Ayşe Çay Atalay gözetiminde ülkemizde ve bölgemizde mevcut sosyal, kültürel ve ekonomik bazı sorunların mevcut durum analizleri ve çözüm önerilerine yönelik olarak ‘Türkiye’de Ekonomik Büyüme ve Kalkınma, Türkiye’de ve Bölgemizde Deprem, İç Göç olgusu Nedenleri ve Sonuçları, Kadının Ekonomideki Yeri, Atık Yönetimi, Ülkemizdeki Maden Kaynakları ve Kullanımı’ gibi konu başlıklarında hazırlanan çalışma sonuçları poster sunum olarak Narman halkına ve öğrencilere sunuldu.

Açılış konuşmasında Narman Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Metin Turan, öğrencilerin, ülke ve bölge adına öncelikli sorunlarını içeren bu tür araştırmalar yapmalarının önemine dikkati çekti. Turan, “Çağımıza uygun öğrenci profilinin oluşturulması sorunları gören ve bu sorunlara çözüm üretebilen yüksek nitelikli doğru refleksleri oluşturabilen öğrencilerin yetiştirilmesi bölgemiz ve ülkemiz için oldukça önemli olup Atatürk üniversitesi’nin misyonuna uygun öğrencilerin yetiştirilerek iş hayatına atılmasını sağlamak daha da gurur verici” dedi.

Narman Belediye Başkanı Ahmet Yücel İşleyen ise Atatürk üniversitesi’nin ilçede yaptığı bu tür çalışmaların ve projelerin, ilçe halkı için çok önemli ve faydalı olduğunu, özellikle Yüksek Okul tarafından bölgenin kalkınmasına yönelik gerçekleştirilen projelerin ilçenin kalkınmasında önemli katkılar sağladığını belirtti ve teşekkür etti.

HABER MERKEZİ

2 Ocak 2012 Pazartesi

Öğrenciler “Veda Yemeği”oyununu İngilizce oynadılar


Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi İngiliz Dili Eğitimi Anabilim Dalı öğrencileri ve ATA-DİL Kulübü Üyeleri tarafından Arthur Schitzler’in “A forewell Supper (Veda Yemeği)” adlı tiyatro oyununu orjinal dili olan İngilizce sahnelediler.

Kültür ve Gösteri Merkezi’nde sahnelenen tek perdelik oyunun yönetmenliğini Arş. Gör. Merve Geçikli yaptı. Başlıca rolleri Ender Okatan, Mustafa Sarıyıldız, Gamze Özaltın ve Yaprak Zengin üstlendiler.

Yazar Arthur Schitzler oyunda aile içi ve akranlar arasındaki yalanları ele alarak eleştiriyor.

Veda Yemeği oyunu Atatürk Üniversitesi öğrencileri ilgiyle izlediler.

HABER MERKEZİ

Yabancı öğrenciler ‘Türkçe Yeterlilik Sertifikası’ aldı


Atatürk Üniversitesi’nde eğitimlerini sürdüren 130 yabancı öğrenciye ‘Türkçe Yeterlilik Sertifikası’ verildi.

Eğitimlerini başarıyla tamamlayan yabancı öğrencilere Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Hikmet Koçak bir akşam yemeği verdi.
Yemekte konuşan DİLMER Müdürü Prof. Dr. Metin Akkuş, Atatürk Üniversitesi’nde özellikle Türkçe eğitimi almak isteyen yabancı öğrenci sayısının hergeçen gün artmaya devam ettiğini ve bu öğrencilere yönelik nasıl bir program yürütülmesi gerektiği konusunda arayışlar içine ittiğini bildirdi.

Akkuş, yabancı öğrencilere yaz dönemi ve güz döneminde Türkçe kursları verdiklerini hatırlatarak sertifika verilmesi toplantılarının Atatürk Üniversitesi’nin ‘Bahar şenlikleri’ gibi büyük organizasyonları arasına katılmasını ve yabancı öğrencilerin o atmosferi yaşamalarına imkân verilmesini istedi.
Atatürk Üniversitesi’nde Türkçe eğitim almak isteyen yabancı öğrencilerin daha çok komşu ülkelerin üniversitelerinden gelen öğrencilerin oluşturduğunu anlatan Akkuş, bundan onur ve gurur duyduklarını söyledi.

“Gelecek yıllarda, sayımızın artmasından dolayı, imkânlarımızın da artması gerekiyor. Mesela; gelen öğrencilerimiz için artık bir okul oluşturalım” diyen Akkuş, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Yabancı öğrenciler için idari ve akademik bir birim oluşturalım. Biz Türkçe eğitimi almak isteyen yabancı lisans ve lisansüstü öğrenciler için gruplar yaptık. Türkçeyi hiç bilmeyin sıfır grubu diye anlandırdığımız bir başka grup daha var ki onlar için henüz bir çalışma yapamadık. Eğer okulumuz olursa her grup için ayrı bir sınıf açma imkânımız olacaktır. Ayrıca Erasmus’la gelen yabancı öğrenciler var. Bunlar kendi derslerine girdikleri gibi Türkçelerini geliştirmek için bizim programlarımızı da takip ediyorlar. Tüm bu hizmetlerin okulu olan kurumsal bir yapı içerisinde yürütülmesi daha başarılı sonuçlar almamızı sağlayacaktır. Ayrıca üniversitemizde kurulacak okul civar üniversitelere gelen yabancı öğrencilerin Türkçe eğitimlerini de üstlenecektir.”

Daha sonra konuşan Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Özbek ise yeni yönetimin iş başına gelmesiyle birlikte Atatürk Üniversitesi’nin yurtdışına açılmasının daha da hızlandığını hatırlatarak, yabancı öğrenci sayısındaki artışın bu çabaların bir sonucu olduğunu hatırlatarak Rektör Koçak’a teşekkür etti.
Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hikmet Koçak ise konuşmasında, Türkçe bilen yabancı öğrencilerle bir arada olmaktan hem sevindiğini hem de yüklerinin daha da arttığını hissettiğini söyledi.

“Biz size daha iyi imkânlar sunmalıyız, daha rahat etmelisiniz” diyen Koçak, şöyle devam etti: “Bizim size vereceğimiz diplomaların, sertifikaların heryerde geçerli olması gerekir. Bunun için de çalışıyoruz. Eğitimi en iyi şekilde almanız ve öğrendiğiniz dilin ülkenizde çalışma hayatınızda işlevsel olmasını arzu ediyoruz. Bu bakımdan mesuliyetimiz daha da artmış durumdadır. Bunun gereğini en iyi şekilde yerine getireceğiz.”
Koçak, önümüzdeki yıllarda yabancılara Türkçe öğretiminin daha kurumsal bir yapıya kavuşturulacağını, gelen öğrencilerden ise ülke bayraklarının altında çeşitli etkinlikler yapmalarını arzu ettiklerini sözlerine ekledi.

Daha sonra Türkmenistan, Azerbaycan, Suriye, İtalya, Meksika, İran, Kırgızistan, Polonya, Kazakistan, Endonezya ve Özbekistan’dan gelen ve kursu başarıyla tamamlayan 130 öğrenciye Atatürk Üniversitesi yönetimi ve dekanları tarafından sertifikaları verildi.

BASIN DANIŞMANLIĞI

23 Aralık 2011 Cuma

TÜBİTAK Atatürk Üniversitesi’ndeydi




TÜBİTAK, ulusal ve uluslararası akademik araştırma programları ve bilim insanları desteklerine dair bilgi vermek üzere başlattığı üniversite gezileri kapsamında Atatürk Üniversitesi’ni de ziyaret etti.

Kültür ve Gösteri Merkezi’nde yapılan toplantının açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Hikmet Koçak, Üniversite olarak araştırma-geliştirme projelerine büyük destek ve önem verdiklerini belirterek, “Bu nedenle Atatürk Üniversitesi Proje Ofisi’ni kurduk. Gerek yurt dışı gerekse yurt içindeki projlerin duyuruları, ortak projeler yapılması ve proje yöntemleri konularında veri toplama ve yayınlama, gibi faalyetlerde bulunuluyor. Tecrübeli arkadaşlarımızın burada ilk kez bir proje yapmak isteyen akademisyenlerimize yol göstermelerini de istiyoruz. Proje Ofisi’nin resmi açılışını da yakın bir zamanda yapacağız,” dedi.

Koçak, son yıllarda Atatürk Üniversitesi’nde bilimsel bilgi ve teknoloj üretilmesi konusunda akedemisyenleri teşvik ettiklerini bu konuda bazı önemli adımlar atıldığını da belirterek, “Akademik kadrolarımızın, projeler yaparak iç ve dış kaynak kullanmaları bizim için de çok önemldir. Bu konuda atılan her adımı destekledik ve bu desteklerimizi her yıl daha da kalıcı hale getiriyoruz ve geliştiriyoruz.” şeklinde konuştu.

TÜBİTAK Üniversitelere açılıyor

TÜBİTAK adına Doç. Dr. M. Necati Demir konuştu. Demir, Atatürk Üniversitesi’nin 122 üniversite arasında ürettiği proje sayısıyla 29. sırada yer aldığını hatırlattı. Demir, “Son beş yılda üniversitelerden genelde 23 hakem talep ediyoruz, Atatürk Üniversitesi’nden ise bunun üç katını talep ediyoruz. Bu durum Atatürk Üniversitesi’nin ne kadar büyük bir üniversite olduğunu bir göstergesidir. Ancak, bizim arzurumuz, bu hocalarımızın hakemlikten ziyade projeler üretmeleridir,” dedi.

Demir, üniversitelerde düzenlenen bilgi günlerinin, temel olarak araştırmacıların ulusal ve uluslararası düzeyde artış gösteren akademik araştırma desteklerine dair farkındalıklarını ve desteklerden yararlanma oranlarını artırmak olduğunu söyledi.

Verilen destekler

TÜBİTAK’ın geri ödemesiz olarak akademik araştırma destekleri verdiğini anımsatan Demir, şunları kaydetti: “TÜBİTAK Akademik Araştırma Destek programları kapsamında; yalnızca 2005-2010 yılları arasındaki 6 yılda toplam 28.379 proje önerilmiş ve 7.488 proje desteklenmiştir. Desteklenen projelerin toplam destek bütçesi ise yaklaşık olarak 2 Milyar TL’dir (2010 sabit fiyatlarıyla).
Ayrıca, ülkemizdeki bilim ve teknoloji alanında çalışan insan kaynaklarının saptanması amacıyla tasarlanan ve TÜBİTAK tarafından yürütülen Araştırmacı Bilgi Sistemi’ne (ARBİS) kayıtlı kullanıcı sayısı Kasım 2011 itibariyle 71.886’ya ulaşmış ve ARBİS’e kayıtlı öğretim üyesi sayısı tüm öğretim üyelerinin yüzde 70’ini kapsar hale gelmiştir.”
Daha sonra Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Efeoğlu ile TÜBİTAK adına Uzm. İlter Haliloğlu, Arif Daşdan ve Uzman Burcin Alparslan birer konuşma yaptılar.

HABER MERKEZİ

13 Aralık 2011 Salı

Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy düzenlenen programla anıldı.



Atatürk Üniversitesi Kültür ve Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirilen programın açılışında konuşan Atatürk Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Sebahattin Tüzemen, Akif’i millet olarak her zaman rahmet ve saygıyla andığımızı belirterek, “Mehmet Akif Ersoy, milletimizin, milli varlığının ve mevcudiyetinin tehlikeye düştüğü bir zamanda ortaya çıkmış, şiirleri, çıkardığı dergiler ve gazetelerdeki yazıları, cami kürsülerinden yaptığı vaazları, toplantılardaki konuşmaları ve TBMM’ndeki siyasi mücadelesi ile, söz konusu tehlikeye karşı milletimizi uyandırmaya, bir safta tutmaya gayret etmiş ve tüm bu işleri yaparken makam ve mevki hırsı gütmemiş, tam bir mahviyat içinde davranıp kendisini milletine adeta feda etmiş ve en nihayetinde yazdığı İstikal Marşı ile en büyük ve anlamlı bir armağanı Türk milletine hediye etmiş, bir büyük insandır” dedi.
Akif’in bize aramağan ettiği ikinci en büyük eserinin ise şiirlerini topladığı Safahat’ı olduğunu ifade eden Tüzemen, “Türk milletinin hafızasında sakladığı şiirler daha çok Yunus Emre’nin ve Akif’in Safahat’taki şiirleridir. Bir zamanlar Erzurum’da Safahat Hafızlarının olduğunu, bugünde yine pekçok gencimizin, Akif’in pekçok şiirini ezbere bildiğini biliyoruz, görüyoruz” diye konuştu.
“Bazı yazarlar, fikir adamları, içlerinden çıktıkları milletin maşeri vicdanını temsil ederler. O milletin tamı tamına köklerine tekabül ederler ki, millet, farkında olarak olmayarak, o köklerden beslenir, dal budak salar, yapraklanır, çiçeklenir” diyen Tüzemen, şunları kaydetti:
“Konuşmacı arkadaşlarımız bu muhteşem çınarı, muhterem Akif’i, farklı yönleriyle bizlere anlatacakları için, ben, biyografisine girmek istemiyorum; sadece şunu vurgulayarak sözlerime son vermek istiyorum: Eğer biz, millet olarak bir ağaçsak, Akif ve onun misyonuna bağlı vatanperver diğer zatlar, bizim köklerimizdir. Bu insanlar ki, tarihin şu bu safhasında ve çoğunlukla da meşakkatli günlerinde, milletimiz için, şefkatili bir ana kucağı ve merhametli bir ana memesi gibi vazife görmüşlerdir. O irfan kucağında büyüyenlerdir ki, ancak, milletlerine bi hakkın hizmet edebilirler. Büyük üstadı sevgiyle, sayfıyla, muhabetle anıyoruz ve Allah’tan kendisine rahmet diliyoruz.”
Daha sonra Doç. Dr. Rıdvan Canım, “Mehmet Akif Ersoy ve İstiklal Marşı”, Yrd. Doç. Dr. Tacettin Şimşek ise “Şair Mehmet Akif Ersoy” konulu birer konuşma yaptılar.
Prof. Dr. Muhsine Börekçi, Doç. Dr. Rıdvan Canım, Yrd. Doç. Dr. Tacettin Şimşek, Ömer Dışbudak ve Fatma Gerez Akif şiirleri okudular.
Programın sonunda ise Türk Sanat Müziği sanatçısı Ertuğrul Erkişi, “Mehmet Akif Ersoy’un Bestelenmiş Eserlerini” seslendiren bir konser verdi.

7 Aralık 2011 Çarşamba

Tahran’da Türk-İran İlişkileri Sempozyumu düzenlendi


Atatürk Üniversitesi’nin uluslar arası kültürel ilişkiler sözleşmelerinden biri daha hayata geçirildi. Rektör Prof. Dr. Hikmet Koçak’ın bizzat başkanlık ettiği akademik heyetlerle, 2009 yılında Tebriz ve Erdebil’de; 2010 yılında ise Tahran’da yapılan üniversitelerarası sözleşmelerin gereği olarak bir adım daha başarıyla sonuçlandırıldı.
2010 yılı Mart ayı görüşmelerinde, İran’da, Tahran Üniversitesi, Dünya Araştırmaları Fakültesi bünyesinde Türk-İran Araştırmaları Bölümü açılması için bir sözleşme gerçekleştirildi.
Bu sözleşme sonucunda, 2011 yılında iki ön görüşme yapılması ve 2012 yılında da ilgili üniversitedeki bölümün açılması kararlaştırılmıştı. Sözleşmenin ilk adımı olarak 2010 yılı Mayıs ayında İran tarafı, ilgili Fakülte Dekanı Prof. Dr. Saeed Reza Ameli ve heyetinin katıldığı bir Türk-İran ilişkileri konulu bir konferansla sonuçlandırıldı.
Sözleşmenin ikinci adımı ise Dünya Araştırmaları Fakültesi ve Atatürk Üniversitesi, Ortadoğu ve Ortaasya-Kafkaslar Araştırma ve Uygulama Merkezi işbirliğiyle Türkiye-İran İlişkileri çerçevesinde “İran ve Türkiye Bütünleşmesi: Geçmişin Tecrübesi, Geleceğin Resmi”/ Türkiye Çalışmaları Sempozyumu ana başlığıyla, 29-30 Kasım 2011’de Tahran Üniversitesi’nde tamamlandı.
Sempozyum, Türkiye Cumhuriyeti Tahran Büyükelçiliği, Atatürk Üniversitesi ve Tahran Üniversitesi’nin organizasyonuyla gerçekleştirildi. Program Büyükelçi Ümit Yardım’ın açış konuşmasıyla başladı. Dünya Araştırmaları Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Saeed Reza Ameli; “Türkiye-İran Değişim ve Dönüşüm Paradoksunda Küreselleşme, Kültürel Güç ve Güçsüzlük, Kültürel Güven ve Güvensizlik” başlıklı bir konuşma yaptı.
Açılış programı, Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fahrettin Korkmaz, ECO Kültürel Kurum Başkanı, Prof. Dr. Hojatollah Ayoubi ve Dünya Araştırmaları Fakültesi Danışmanı Dr. Mahdi Ahouie’nin konuşmaları ve Türkiye Belgeselinin gösterimi ile tamamlandı.
Edebiyat, Kültür, Hukuk ve Uluslar arası alanlarındaki uzmanlık oturumlarına, her iki ülke akademisyenleri ve alan uzmanları katıldı. Çok sayıda İran akademik heyetinin katıldığı oturumlar, Atatürk Üniversitesi’nden dört akademisyenle temsil edildi.
Üniversitemizden Rektör Yardımcısı, Prof. Dr. Fahrettin Korkmaz, hukuk; Ortadoğu ve Ortaasya-Kafkaslar Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü, Prof. Dr. Metin AKKUŞ, edebiyat; Doğu Dilleri Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Nimet Yıldırım, kültür ve Uluslar arası İlişkiler Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Gülşen Aydın, Türk akademik heyetinin oturum alan konuşmacıları oldular. Sunumlar Türkçe-Farsça anlık çeviriler, Türkçe-İngilizce özet ve Türkçe konuşmaların Farsça slayt çevirileriyle yapıldı.
Her oturum, ana temanın sunumu, uzmanlarca değerlendirilmesi, soru-cevap fasılları ve öğrenci akademisyen sohbetleri şeklinde düzenlendi. Hararetli tartışmaların yanı sıra dostluk ortamını pekiştirici sohbetlerle de program çeşitlendirildi.
Programın genel değerlendirmesinde şu görüşler ön plana çıktı:
Her iki ülke birlikteliği kültür, coğrafya ve din birliği ile güçlendirilmelidir. Kültür birliğimizi engelleyici öğeler ortadan kaldırılmalıdır. Her iki ülke, aynı kültür hanedanlığı ailesindendir. İran ve Türkiye ECO sistemde Almanya ve Fransa gibi, ortak değerlere sahiptir. Daha sık yapılacak karşılıklı görüşmeler ve iki ülke arasındaki bilgi akışından her iki üniversite ve ülkenin en üst seviyede yararlandırılması düşünülmelidir.

HABER MERKEZİ

2 Aralık 2011 Cuma

Erasmus ve Farabi Koordinatörler Toplantısı Yapıldı


Dış İlişkiler Ofisi, her yıl Kasım ayında olduğu gibi bu yıl da Erasmus ve Farabi Koordinatörler Toplantısını yaptı.
Toplantıda Erasmus ve Farabi dışında Gençlik ve Mevlana Programları da tanıtıldı. Ayrıca Toplantıya Ankara Mesleki Yeterlilik Kurumundan da Europass’ı tanıtma üzere iki konuk katıldı.
Açış konusmasını yapan Dış İlişkiler Ofisi (DİO) Koordinatörü Prof. Dr. Fahri Yavuz, DİO’nun görevi ve yapılanması üzerinde durdu. DİO’nun görevinin üniversitenin uluslararasılaşması olduğunu ve bu görev doğrultusunda bir yapılanmaya gidildiğini ifade etti.
Uluslarasılaşmanın temelde çeşitli vesilelerle öğrenci ve öğretim üyesi Hareketliliğine dayandığını anlatan Yavuz, Atatürk Üniversitesi’nde, hareketliliğin, Erasmus ve Gençlik gibi AB programlarıyla, Farabi ve Mevlana gibi ulusal programlar ve ikili anlaşmalar çerçevesinde oluşturulan yaz ve kış okulu, yabancı üniversitelerin sağladığı imkanlar, 3-4 aylık ziyaretci öğretim üyesi bursları, kongre ve sempozyum destekleri gibi, programlarla sağlandığını anlattı.
Bu fırsatlardan daha çok yararlanmak için fakülte ve bölüm koordinatörlerine, öğretim üyelerine ve öğrencilere önemli sorumluluklar düştüğünü vurgulayan Yavuz, “Örneğin bu toplantının küçük çaplı olanını koordinatörler kendi akademik birimlerinde yapabilirler” dedi.
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Küfrevioğlu ise, konuşmasında, üniversitenin uluslarasılaşması için her türlü desteği vermeye devam edeceklerini söyledi.
Erasmus öğrencilerine ilave burs verilmesi, Öğretim üyelerinin uluslararası deneyim kazanması için ziyaretci öğretim üyesi olarak 3-4 ay süreyle desteklenmeleri ve kongrelere gitmelerinin sağlanması gibi örnekleri sıralayan Küfrevioğlu, kendi akademik deneyimi olan Almanya’daki yıllarının kendine çok şey kattığını ve kişisel gelişimin, çevresine ve üniversiteye de yansıdığını söyledi ve dış tecrübeyi herkesin yaşaması gerektiğini vurguladı.
Daha sonra konuşan Dr. Sertaç Hopoğlu, Erdem Uysa, M. Hüdazan Yaşin ve Abdullah Ozyol ise Erasmus ve Farabi programlarıyla ilgili detaylı bilgiler verdiler.
Konularla ilgili detaylara verilen linklerden veya Dış İlişkiler Ofisi web sayfasından ulaşabiliyor.

HABER MERKEZİ

30 Kasım 2011 Çarşamba

Kazak öğretim üyelerinin ziyareti


Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hikmet Koçak’ın Kasım ayında Kazakistan’a yaptığı gezi sırasında davet ettiği öğretim üyeleri ve öğrenciler Erzurum’a geldiler.

Kazakistan’ın Karaganda şehrindeki Bolaşak Üniversitesi’ne mensup konuklar arasında 7 öğretim üyesi ve 10 doktora öğrencisi bulunuyor.

Hukuk, eczacılık, iktisat ve filoloji alanlarına mensup öğretim üyeleri ve öğrenciler, alanlarıyla ilgili fakültelerde incelemelerde bulunacaklar.

Gulnar Rismagambetova başkanlığındaki heyeti kabul eden Rektör Koçak, ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade ederek karşılıklı öğretim üyesi ziyaretlerinin üniversiteler arası işbirliğinin gelişmesine olduğu kadar iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine de önemli katkılar sağladığını ifade etti.

Kazakistan’dan getirdikleri çeşitli hediyeleri Rektör Koçak’a takdim eden akademisyenler ve öğrenciler bir süre sohbet ettikten sonra ayrıldılar.

Bolaşak Üniversitesi heyeti 15 gün boyunca Atatürk Üniversitesi’nde araştırma ve incelemelerde bulunacak.

HABER MERKEZİ

23 Kasım 2011 Çarşamba

Erzurumlu İbrahim Hakkı Sempozyumu önemli sonuçlar ortaya çıkardı


Sempozyumun özeti: İbrahim Hakkı Araştırma Enstitüsü kurulsun. İbrahim Hakkı’nın bütün eserleri toplu şekilde, fakat edisyon kritiği ve incelemesi yapılmış bir şekilde basılsın. İbrahim Hakkı Sempozyumu geleneksel hale getirilsin. Mesnevi okumaları gibi ülke genelinde Marifetname okumaları ve bunun ortamları sağlansın. Atatürk Üniversitesi’nde müstakil bir İbrahim Hakkı Kütüphanesi kurulsun ve İbrahim Hakkı’yla ilgili bugüne kadar yurt içinde ve yurt dışında yapılmış doktora, yüksek lisan ve bilimsel makaleler de bu kütüphanede toplansın. Bestelenmiş güfteleri bir CD’de toplansın.

Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü’nün organize ettiği “Bütün Yönleriyle Erzurumlu İbrahim Hakkı Sempozyumu” üç gün süren çalışmasını tamamladı.
Kültür ve Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirilen konferansın bugün yalpan son oturumunda konuşmacılar sempozyumu değerlendirdi.

Sempozyum Koordinatörü Doç. Dr. Cengiz Gündoğdu “Bütün Yönleriyle Erzurumlu İbrahim Hakkı Sempozyumu”na Türk üniversitelerinden ve kültür çevrelerinden 85 bilim adamının katıldığını ve 68 tebliğ sunulduğunu söyledi.

Gündoğdu, tebliğlerin kısa sürede yayınlanarak bilim ve kültür çevrelerine kazandırılacağını kaydetti.

Değerlendirme oturumunun başkanlığını İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliği (İKÖPAB) Genel Sekreteri Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç yaptı.

Kılıç, çok başarılı bir sempozyum gerçekleştirildiğini belirterek Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hikmet Koçak’a ve sempozyum düzenleme kuruluna teşekkür etti.

“Anadolu erenlerini keşfediyor”

Son yıllarda üniversitelerin gerçekleştirdiği sempozyumlarla Türk milletinin varlığını dayadığı ana damarlardan biri olan Anadolu erenlerini bilimsel seviyede tanımaya ve halka da tanıtmaya başladıklarını, bunun son halkasının “İbrahim Hakkı Erzurumî” olduğunu söyledi.

Kılıç, İbrahim Hakkı’nın fikirlerinin ve görüşlerinin bugünde geçerli olduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti:
“İbrahim Hakkı’nın görüşlerinin yaygınlık kazanabilmesi için Erzurum’dan başlayarak Mesnevi okumaları gibi, ülke genelinde Marifetname okumaları da yapılmalıdır. Ehliyetli kişiler bu okumaları yapmalı ve dinleyicilere şerh etmelidirler. Marifetname’nin özellikle üçüncü bölümü (Fen Bölümü) çok iyi anlaşılmalı ve topluma anlatılmalıdır. Bu bölümdeki mesajlara millet olarak ihtiyacımız çok fazla. Ayrıca İbrahim Hakkı’nın başta Marifetname olmak üzere tüm eserleri toplu halde yayınlanmalıdır. Eğer tüm eserleri toplu halde elde olursa bilim ve sanat adamları bundan istifade edecek; anlama, anlatma çabası artacaktır.”

Kılıç, sempozyumda verilen konserlerde seslendirilen güfteleri İbrahim Hakkı’ya ait olan müzik eserlerinin bir CD’de toplanmasını de istedi.

“Vicdanı hür bir insan”

Uludağ Üniversitesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Süleyman Uludağ ise değerlendirmesinde İbrahim Hakkı’nın hür bir ortamda, hiçbir minnet altında kalmadan bilim ve hikmetle meşgul olduğunu, başarısının arkasında başkentti İstanbul’dan ve Osmanlı’nın önemli bilgi merkezleri olan Kahire, Bağdat ve Şam’daki medrese ortamından uzakta olmasının önemli bir etkiye sahip olduğunu hatırlattı.

Atatürk Üniversitesi’nin düzenlediği sempozyumla Erzurumlu İbrahim Hakkı’ya karşı bir kadirşinaslık yaptığını söyledi.

“Bu gün artık İbrahim Hakkı’dan daha çok istifade etmenin yollarını araştırmayız” diyen Uludağ, İbrahim Hakkı’nın eserlerinin popüler eserler olduğunu, her devirde okunmaya devam edeceğini ifade etti.

Uludağ, İbrahim Hakkı ile ilgili bugüne kadar yurt içinde ve dışında yapılan doktora, yüksek lisans ve bilimsel makalelerin toplanmasını ve Atatürk Üniversitesi’nde kurulacak “İbrahim Hakkı Kütüphanesi”nde bir araya getirilmesini istedi.

Uludağ, İbrahim Hakkı’nın Arapçayı ve Farsçayı çok iyi bildiğini hatırlatarak, “Fakat o, Türkçe yazdı. Türkçe yazarak gelişen Türkçeye büyük bir katkı sağladı. Bu noktaların üzerinde de daha geniş durulmalıdır” diye konuştu.

“Erzurum ilim ve irfan şehri”

Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Osman Türer ise değerlendirmesinde, Erzurum’un tarihsel olarak bir ilim ve irfan şehri olarak bilindiğini, bu özelliğinin bugünde Atatürk Üniversitesi’yle en üst seviyede devam ettiğini anlattı.

İbrahim Hakkı’nın hayata ve insana bakışının “muhabbet/sevgi” temelli bir bakış olduğunu ifade eden Türer, “Onun hayata bakışını en iyi özetleyen eseri Tevfiznâme’dir. Tevfiznâme bugünde birçok insanın cebinde taşıdığı, masasında, gözünün önünde tuttuğu, okuyarak rahatladığı bir muhabbet levhasıdır; Türk insanı Tevfiznâme ile bir an önce tanışmalıdır, çünkü hepimizin ona ihtiyacı var ” dedi.

“Değerlerimizi tanımıyoruz”

İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahsin Görgün de konuşmasında, yaklaşık 700 yıl boyunca Anadolu aydınlanmasını sağlayan bilim ve irfan geleneğinin büyüklerinin Türk milleti tarafından tanınmadığını ileri sürdü.

“Bugün Türk eğitim sisteminde Türk bilim ve düşünce adamları yok. Düşünce ve Bilim Tarihi’nde, Üniversitelerimizin felsefe bölümlerinde, İlahiyat fakültelerimizde, kendi değerlerimizi anlatmıyoruz. Haliyle ‘genç nesil, geçmişi neden tanımıyor?’ diye yakınmaya hakkımız yok” diyen Görgün, Türk düşünce tarihinin yeniden yazılması erken dönemlerden başlayarak okullarda öğretilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

“Anadolu kültür geleneğinde merkez, ilim ve irfan sahipleridir”

Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilal Kemikli de değerlendirmesinde, Anadolu kültür geleneğinde merkezin ilim ve irfan sahipleri olduğunu hatırlatarak, uzun süredir unutulan bu gerçeğin, üniversitelerin adlarına enstitüler kurdukları öncüleri gün yüzüne çıkarmaya başladıklarını bunun çok önemli bir gelişme olduğunu, Türk milletinin kendini tanımasında bu çabanın önemli sonuçlar ortaya çıkaracağını ifade etti.

Kemikli, “Bu sempozyum Atatürk Üniversitesi’ne yakışır mahiyette bir bilimsel faaliyet oldu. Bu sempozyumun devamı mutlaka yapılmalıdır” temennisinde bulundu.

Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu ise değerlendirmesinde Türkiye’de ilmi seviyede İbrahim Hakkı’nın ilk kez Atatürk Üniversitesi’nde ele alındığını, bundan sonra İbrahim Hakkı’nın ülke genelinde daha çok okunacağını ve tanınmaya çalışılacağını söyledi.

Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sadi Çöğenli ise, konuşmacıların yaptığı değerlendirmelerin önemli olduğunu ve hepsine katıldığını belirtti.

“Bu bir başlangıç”

Son olarak konuşan İbrahim Hakkı’nın torunlarından Belkıs İbrahimhakkıoğlu ise, sempozyumu düzenledikleri için Rektör Koçak’a teşekkür etti. İbrahimhakkıoğlu, “Ailece minnettar kaldık. Bu bir açılış, bir başlangıç, atılan bu adımın yeni açılımlara ve yeşermelere neden olacağını biliyoruz. Bu bilimsel faaliyet için herkese teşekkür ediyoruz” diye konuştu.
İbrahimhakkıoğlu, İbrahim Hakkı’ya ait aile yadigârlarını Atatürk Üniversitesi’ne veren Mesih İbrahimhakkıoğlu’nun adının kurulacak kütüphaneye verilmesini arzu ettiklerini sözlerine ekledi.

Koçak, teşekkür etti

Son olarak konuşan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hikmet Koçak, katılımcılara teşekkür etti. Koçak, “Her biri 72 koltukla salonlarımızda aynı anda üç oturum sürerken her salon kapasitesinin çok üzerinde dinleyiciyi ağırladı. Sempozyuma, Atatürk Üniversitesi öğrencilerinin, akademik kadrolarının gösterdiği samimi ilgi, öğrencilerin gözlerinde gördüğüm parıltı, beni çok mutlu etti. Ayrıca şehirden de çok sayıda dinleyici oturumları takip etti ve diğer kültürel faaliyetlere katıldı ki, bu da ayrıca beni mutlu eden bir başka konu oldu” diye konuştu.
İbrahim Hakkı’nın bir hazine olduğunu vurgulayan Koçak, “İbrahim Hakkı başta Marifetname olmak üzere, eserlerinde, fen bilimlerinden sosyal bilimlere kadar, geniş bir yelpazede bize önemli bilgiler aktarmaktadır. Biz, bu bilgilerden istifade etmeye devam edeceyiz” dedi.

50 milyon TL bütçe ile kurulacak olan Erzurum Gözlemevi’nin adının Erzurumlu İbrahim Hakkı Gözlemevi olarak değiştirileceğini, 2012 yılı bütçesine konulan 10 milyon TL’lik bir bütçe ile gözlemevinin temelinin atılacağını açıkladı.

Gözlemevi’nin bir enstitü özelliğine de sahip olacağını hatırlatan Rektör Koçak, İbrahim Hakkı ve Erzurumlu diğer tarihi şahsiyetlerin üzerine çalışmalar yapılacağını sözlerine ekledi.

Mustafa Doğan Dikmen ve Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi’nin İbrahim Hakkı güftelerinden eserleri seslendirdiği iki de konser verilen sempozyumda Rektörlük tarafından akademisyenlere hazırlattırılan Tefvizname, Erzurumlu İbrahim Hakkı Eserlerinden Seçmeler ve Marifet Nameden Öğütler adlı kitaplar katılımcılara ve dinleyicilere hediye edildi.

“Bütün Yönleriyle Erzurumlu İbrahim Hakkı Sempozyumu”na katılan konuklar İbrahim Hakkı’nın doğduğu Hasankale’yi de ziyaret ettiler. Burada Belediye Başkanı’nın verdiği yemeğe katılan konuklar, İbrahim Hakkı’nın doğduğu evi ve aile kabristanını ziyaret etti.

Rektörlük tarafından bastırılan Tvfiznâme’nin hatlarını yazan Yrd. Doç. Dr. Yusuf Bilen, burada, İbrahim Hakkı’nın eserinden özel olarak hazırladığı bir hat çalışmasını ise sempozyumun Onursal Başkanı olan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hikmet Koçak’a takdim etti.